Pankreas; sırt seviyesinde, bel omurları önünde, karın arka kısmında, periton zarı arkasında (retroperitoneal) yer alan, yumuşak kıvamlı, açık sarı renkli salgı bezidir. Arkasından barsaklara kan götüren ana atardamar ve barsaklardan emilen besinleri karaciğere taşıyan ana toplar damar (porta damarı) geçer. Oniki parmak barsağı pankreasın baş kısmının 2/3’ünü, adeta bir C harfi şeklinde sarar, organ uzunlamasına dalağa kadar uzanmaktadır. Pankreas ana kanalı ile safra ana kanalı genellikle birleşerek oniki parmak barsağına açılır.
Pankreası diğer salgı bezlerinden ayıran en belirgin özellik ise hem iç hem de dış salgılama işlemini gerçekleştiriyor olmasıdır. Tüm bunlar pankreasın kana salgıladığı hormonlar ve sindirim kanalına salgıladığı enzimler sayesinde olur.
Pankreas karın arka kısmında yerleşik olduğu için hastalıklarında genellikle geç belirti verir. Bu sebeple hasta doktora müracaat ettiğinde genellikle ileri safha hastalık saptanmaktadır.
Baş kısmında tümör olan hastalar genellikle sarılık gelişince ortaya çıkar. Diğer kısımlarda ise en sık şikayet ağrıdır.
Pankreas hastalıklarını tanıyabilmek için en sık kullanılan iki tanı yöntemi bilgisayarlı tomografi (BT) ve MR’dır. Sarılık olan hastalarda sarılığı gidermek için yapılan ERCP veya PTK işlemleri de pankreas başındaki problem ile ilgili dolaylı bilgi verir.

pankreas1

Pankreas kanseri (Adenokanseri) :
Bilindiği gibi pankreas kanseri çok agresif seyreder, kötü prognozlu kanserlerden bir tanesidir. Geç belirti verdiği için ileri safhalarda saptanır, bunun için düzenli kontroller önem taşır.
Sıklıkla yaşlı insanlarda (genellikle 60 yaşından sonra) görülür ancak çevre koşullarımızın değişmesi (kötüleşmesi), genetik yatkınlık bu kanserin de daha erken yaşlarda daha sık görülmesine sebep olmuştur.
Sigara, şeker hastalığı, pankreas iltihabı, alkol, radyasyon, kahve ve bazı genler pankreas kanserine sebep olabilmektedir.
Pankreas karın arka kısmında yerleşmiş olduğu için sıklıkla geç belirti verir ve maalesef ilk tanındığında hastaların pekçoğu tedavi edilebilecek safhayı geçmiştir. Nispeten daha iyi huylu görünen, başka yere şıçrama yapmamış ameliyat ile tam temizlenenler de dahi tekrar etme riski yüksektir.
Sıklıkla pankreas baş kısmında yerleşen bu kanserler için Whipple ameliyatı denen, pankreas baş kısmı, oniki parmak barsağı, safra kesesi ve ana safra yolu, mide son 1/3 kısmını çıkarmak gereken zor, uzun ve riskli bir ameliyat gerekmektedir.
Pankreas kuyruğu dediğimiz son kısmında yerleşen kanserlerde ise pankreas son kısmı ile dalağın çıkarılması genellikle yeterli olmaktadır. Bu tür kanserlerde de en etkin tedavi yöntemi ameliyat ile tümörün geride doku bırakılmaksızın bütünüyle çıkarılmasıdır. Bu ameliyat açık olarak yapılabileceği gibi Laparoskopik yada Robotik cerrahi gibi hastaların kesilerinin çok küçük, ağrının çok az ve iyileşme ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğu kapalı ameliyat yöntemleri kullanılabilir.
Pankreas kanseri kemoterapi ve radyoterapiye genellikle cevapsızdır veya sınırlı cevap vermektedir. Bu sebeple halen en seçkin tedavi, mümkün ise cerrahidir.
pankreas2

Pankreas endokrin tümörü (endokrin kanseri) :
Nöroendokrin tümörler uzun yıllardır bilinen fakat hastalar açısından tanı konulmasında zorluk yaşanan ilginç kanser türüdür. Genellikle pankreas adenokanseri tanısı ile ameliyat sonrası patoloji incelemesi ile kesin tanı alırlar. Bu tümörlerin bir kısmı hormon salgılayarak belirti verse de genellikle hormon salgılamamaksızın, pankreas kanseri gibi belirirler. Eğer tümör tipik bir şikayet yaratan hormon salgılıyorsa fonksiyonel endokrin karsinom, eğer hastanın bu tür şikayeti yoksa, hormon düzeyleri normal ise fonksiyonel olmayan endokrin karsinom olarak adlandırılır.

Ailevi birtakım hastalıklar ile birlikte görülebilmektedirler. Çoğu karaciğere sıçramış hali ile karşımıza çıkmaktadır. Klasik pankreas adenokanserine göre tedaviye yanıtları daha iyi, hastanın yaşamı daha uzun olmaktadır.

MR ve BT ile hastalık tanınabildiği gibi, oktreotit sintigrafisi, galyumlu PET gibi değişik görüntüleme yöntemleri ile hem hastalığın kendisi hem de yayılımı ortaya konabilmektedir.

Ameliyat ile tedaviye yanıtları çok daha iyi olduğu için başka organlara sıçramış olsa da ameliyat için engel olmadığı durumlar vardır. Bu tür kanserlerde de en etkin tedavi yöntemi ameliyat ile tümörün geride doku bırakılmaksızın bütünüyle çıkarılmasıdır. Bu ameliyat açık olarak yapılabileceği gibi Laparoskopik yada Robotik cerrahi gibi hastaların kesilerinin çok küçük, ağrının çok az ve iyileşme ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğu kapalı ameliyat yöntemleri kullanılabilir.

pankreaskitle1

Akut pankreatit (Pankreas iltihabı) :
Pankreasın salgıladığı enzimler aktif değillerdir. Ulaşması gereken yerde aktif hale gelirler. Pankreas iltihabı ise bu enzimlerin pankreası terk etmeden önce aktif hale gelerek pankreasta doku zedelenmesine ve son nokta olarak iltihaplanmaya yol açmasıyla oluşur.

Basit iltihabi durumdan, tüm pankreasta gelişen gangren hali ve sonu ölüme kadar gidebilecek ciddi problemler dizisine kadar değişebilen, ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Pankreas iltihabı evde tedavi edilemez ve hastaneye yatırılarak tedavi gerektiren bir durumdur.

Safra taşları pankras iltihabının en sık sebebidir. Alkol, hiperlipidemi, pankreas anormallikleri, ilaçlar ve girişimlerin bir kısmı, kalıtsal nedenler diğer sebeplerdir.

Pankreas iltihabı şiddetli ağrı yapar. Ağrıya genellikle bulantı ve kusma eşlik eder. Ağır hastalarda solunum sıkıntısı, çarpıntı, morarma, karın cildinde morluklar gibi belirtiler olabilir.
En korkulan durum iltihabi bölgenin mikrop kapmasıdır. Bu durum ciddidir, enfeksiyonun kan yolu ile tüm vücudu sarması ölüm ile sonuçlanabilir. Bu sebeple ağır iltihabı veya gangreni olan hastalar ile enfeksiyonu olan hastalar yoğun bakımda tedavi edilmelidir.

Pankreas iltihabı atağı sonrası aylar içerisinde pankreas komşuluğunda kistler oluşabilir. Bu kistlerin cerrahi veya girişimsel olarak tedavisi gerekir. Tedavi edilmeyen kistler abse sebebi olabilir yada zaten abse olduktan sonra fark edilebilir. Bu kistlerin de ameliyat ile tedavisinde de açık olarak yapılabileceği gibi Laparoskopik yada Robotik cerrahi gibi hastaların kesilerinin çok küçük, ağrının çok az ve iyileşme ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğu kapalı ameliyat yöntemleri kullanılabilir.

Pankreasın basit ve kanser öncüsü kistleri
Pankreas kistlerinin büyük kısmı basit kist denilen, herhangi bir risk oluşturmayan kistlerdi. Küçük bir kısmı kanserleşme öncüsü olan, riskli kistler olabilir. Bazı kistik tümörleri ise zaten kanserdir. Bunlar bazı tipik özellikleri sebebi ile basit kistler ile pek karıştırılmazlar. Basit kistler tedavi gerektirmezler, az bir kısmı da kanser ile birliktelik gösterdiği kuşkulanılan kistlerdir ve mümkün ise cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Burada asıl önemli olan kanser öncüsü olan kistlerin tespiti ve tedavisidir. Görüntüleme yöntemlerindeki hızlı gelişme ile artık pankreasta saptanan kist sayısında artış mevcuttur. Bu sayede elde edilen tecrübeler ile kistlerin iç yapıları artık daha iyi değerlendirilebilmekte ve hatta iç sıvıları veya duvarları örneklenebilmekte, incelenebilmektedir. Kanser öncüsü olduğundan kuşkulanılan, içerisinde yumuşak doku bulunan, zar şeklinde odacıkları olan, kalın çeperi olan veya içeriği yoğun-kötü görünenlerin cerrahi tedavisi gerekir. Tedavideki en uygun yol bir kısım sağlam etraf pankreas dokusu ile kistin bütünü ile çıkarılmasıdır. Pankreas ince uzun bir organ olduğu için, kanalına zarar vermemek gerektiği için her zaman bu mümkün olmaz. O zaman kistin kanser tedavisinde olduğu gibi ağır ameliyatlar ile tamamen çıkarılması gerekebilir.

Bu ameliyat açık olarak yapılabileceği gibi Laparoskopik yada Robotik cerrahi gibi hastaların kesilerinin çok küçük, ağrının çok az ve iyileşme ve işe dönme süresinin çok daha kısa olduğu kapalı ameliyat yöntemleri kullanılabilir.
pankreatit

Yazımı Beğenip Paylaşabilirsiniz

Comments to "Pankreas Hastalıkları"

  1. Aynur Özlem

    Kasım 21, 2013

    Çok başarılı bir makale olmuş.